BAŞAR BİBEROĞLU: YENİ DENGE ARAYIŞLARI.jpg) Başar Biberoğlu, gerek ABD-İsrail, İran savaşı, gerekse iç politika ile ilgili açıklamalarda bulundu. 13.03.2026 / 10:35 Hukukçu ve siyasetçi Başar Biberoğlu’ndan gündeme dair önemli anektodlar…
Ünlü İş İnsanı Başar Biberoğlu, gerek ABD-İsrail, İran savaşı, gerekse iç politika ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Biberoğlu, yazısında şunları kaydetti…
BAŞAR BİBEROĞLU:
Bütün dünya ülkeleri; biriktirdikleri, ulaşabildikleri ve başarabildikleriyle, ortaya çıkan belirsizlikleri yönetememekle karşı karşıya kaldı.
ABD ve İsrail saldırılarıyla başlayan İran Savaşı, 2. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleştirilerek doğrusuyla, yanlışıyla, eksikleriyle ve daha güçsüz ülkelere uygulanan baskı ve tahakkümlerle sürdürülebilmekteydi ancak, yeni dengelerin oluşturulması ihtiyacının ortaya çıkmasını önleyemedi.
Gelişmiş demokratik ülkelerin refah toplumu standartlarının sürdürülebilirliğini merkeze alarak, Rusya ve Çin gibi büyük ülkeleri çatışmasızlığı sağlamak adına veto yetkisiyle kontrol etmeye çalışarak sürdürdükleri dünya dengeleri, sürdürülemez hale geldi.
Çok uluslu ve geçişken uluslararası blokların sürdürülebilirliğiyle gerçekleştirilecek dünya dengelerine yönelik arayışlar önemli oranda belirginleşti.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırması, Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğunu demokrasi ve hukuk dışı saldırıya karşı ne diyeceğini nasıl davranacağını bilemez hale getirdi.
Gelişmiş demokratik ülkelerin, demokrasiye ve hukuka tutunan bütün yaklaşımları tartışmalı hale gelince de belirsizlikleri yönetememekle karşı karşıya kalındı.
Demokrasiyi ve hukuku sahiplenen, ulaştıkları standartlarını bu anlayışlarına özgüleyen gelişmiş demokratik ülkeler, gelişmekte olan ülkelere uygulanan baskılara ve tahakkümlere ancak kendi önceliklerini gözeterek itiraz edebildikleri, İran Savaşı üzerinden bütün yönleriyle anlaşıldı.
Demokrasiyi ve hukuk kendi konumlarına ve sürdürülebilirliklerine göre sahiplenmek ve uygulamak döneminin sonuna yaklaşıldı. Demokrasiyi, hukuku, eşitliği ve insan haklarını, bütün insanlık için vazgeçilmez olarak sahiplenmenin vazgeçilmez hale geleceği, kurallara, kurullara ve kurumlara ihtiyaç duyuluyor.
Çözülen ve sürdürülemez hale gelen dünya dengelerinin yerine oluşturulacak yeni dünya dengelerine, kendi ülkeleri için en uygun konumlanmalarla katılmak, bütün dünya ülkeleri için öncelik hale gelmiş durumda.
Türkiye, ulaştığı gelişmişlik düzeyiyle, oluşturulacak yeni dünya dengelerinde en uygun konumda yer alabilmek için mücadeleler veriyor.
ABD’nin oluşacak yeni dünya dengelerinde, tek kutuplu dünyanın belirleyiciliğini ve sürdürülebilirliğini sağlayan güç olarak, kendi konumunu güvence altına almasına yeterince ses çıkarılmaması anlaşılabiliyor olmasına rağmen, ABD başkanının sergilediği, açıklanamaz ve savunulamaz uygulamaları, kendi ülkesinde bile katlanılamaz hale gelmiş durumda.
Türkiye’de karşı karşıya kalınan sorunların aşılması, demokratik toplumsal dönüşümün başarılmasına bağlı hale geldiğinden, demokrasiyi ve hukuk merkeze alamayan hiçbir yaklaşım kabul edilebilir hale getirilemiyor.
Darbelerle ve müdahalelerle sürdürülen sistemin yerine inşa edilmeye çalışılan yönetim sistemi, karşıtlık anlayışı ile çözülen sistemin yöntemlerine ve uygulamalarına benzer yaklaşımlarla sürdürülmeye çalışıldığından, yapılabilecek her şeyi yapılarak korunmaya çalışılıyor.
İktidarın sürdürülebilmesi, çoğunluğun iradesine bağlı olması nedeniyle, halkın iradesi kontrol altında tutulmaya ve çoğunluğa ulaşabilecek bütün yaklaşımlar etkisizleştirilmek isteniyor.

9 Mart’ta başlayan İBB davası, bütün yönleriyle hukuka uymayan yaklaşımlarla gerçekleştirilmeye çalışılması, toplumun büyük çoğunluğunu yapılanları onaylamayacak hale getirdi.
Bu dava siyasi gündemi belirleyen bir dava olduğundan, iktidarı çok zor duruma düşürse de, kamusal güçler ve kaynaklar üzerinde ulaşılan konumun etkisiyle sürdürülmeye çalışılıyor.
Vazgeçilmez ihtiyaç haline gelen demokratik toplumsal dönüşümü sahiplenen ve mücadelelerini verebilecek hale gelen alternatif yaklaşımlar, iktidar ne yaparsa yapsın demokrasiyi ve hukuku merkeze alan, insan haklarını vazgeçilmezlik olarak sahiplenen yaklaşımlarla gerçekleştirilmeye çalışıldığı için yeni dünya dengesi arayışlarıyla da örtüşüyor.
Hem Türkiye’nin hem de dünya dengelerinin sürdürülebilirliğinde, kabul edilemez ve sürdürülemez hale gelen demokrasiye ve hukuka uymayan, insan haklarını merkeze almayan yaklaşımlar, her geçen gün daha fazla toplumsal itirazlarla karşı karşıya kalıyor.

Bu Kategorinin Diğer Haberleri |
|
|