Sarıyer Yenigün, Sarıyer'in Gerçek Tarafsız Gazetesi - BAŞAR BİBEROĞLU: </br>SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GELEN </br>YAKLAŞIMLAR!!!
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

BAŞAR BİBEROĞLU:
SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GELEN
YAKLAŞIMLAR!!!

BAŞAR BİBEROĞLU: </br>SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GELEN  </br>YAKLAŞIMLAR!!!
Başar Biberoğlu, ülke gündemi ile alakalı çok önemli bir yazı kaleme alarak, gelecek adına kritik seviyede öğretiler sundu.
21.01.2026 / 15:32
Ünlü iş insanı, siyasetçi ve hukukçu Başar Biberoğlu, ülke gündemi ile alakalı çok önemli bir yazı kaleme alarak, gelecek adına kritik seviyede öğretiler sundu.

Biberoğlu, yazısında şunları kaydetti…

BAŞAR BİBEROĞLU:

Üretim toplumlarının olmazsa olmaz dayanağının halkın iradesinin belirleyiciliği olduğu kabul ediliyor.

Halkın iradesinin belirleyiciliğinin, üretim toplumlarının yönetim sistemleriyle başarılabildiği, yönetim sistemlerinin meşruiyetlerinin ise, kapsayıcı, demokratik, eşitlikçi ve çoğulcu hukuka uygun değerlerle bütünleşen kurallarla ve kurumlarla gerçekleştirilebiliyor.

Tarım toplumlarında, tanrının yeryüzündeki mutlak temsilcilerinin hükümranlıkları, imparatorluklar düzeyine ulaşıp, bütün insanlığa hükmetmeyi hedeflemesiyle, ekonomik, teknolojik, siyasi devrimler ortaya çıkmış ve tarım toplumu düzenlerini sonlandırmıştı.

Toplumsal güçleri ve kaynakları uygulanabilir kararlar alarak yönetebilecek hale gelenlerin mutlaklaştırılmaya çalışılarak, anlayışlarını ve önceliklerini belirleyici hale getirip, ötekileştirmelere, baskılamalara, engellemelere ve korkulara neden olması, üretim toplumları haline gelmekte gecikerek, yönetim sistemlerini demokrasiye ve hukuka uygun hale getiremeyen ülkelerde sürdürülmeye çalışılıyor.

Tarım toplumu dönemi alışkanlıklarının yeterince aşılamamış olması, mutlaklaşmak eğilimlerini ortaya çıkardığından, toplumun gelişmesi ve değişmesi, yetersiz ve sınırlı imkanlarla sürdürülmeye çalışılan, üretim toplumunun kuralları, kurulları, kurumları ve kadrolarıyla gerçekleştirilmeye çalışılıyor.

Türkiye tarım toplumundan üretim toplumu haline gelmek mücadelelerini yaklaşık 200 yıldır gerçekleştirmeye çalışıyor ve ortaya çıkan birikimlerle 1. Dünya koşullarında Osmanlı İmparatorluğun çözülmesi ve dağılması sürecinde Cumhuriyetin kuruluşu başarılarak gelişimin ve değişimin evrensel değerlerle gerçekleştirmeye çalışıldığı döneme geçilmişti.

Cumhuriyetin kuruluşunun başarılması ve inşasına yoğunlaşmakla, üretim toplumunun anlayışı, hedefleri, işleyişi, kuralları, kurulları, kurumları ve kadroları kapsamında toplumsal gelişim ve değişim başarılmaya çalışıldı.

Çöken ve yok olmaya sürüklenen tarım toplumunun mutlaklaştırılan alışkanlıklarını aşarak, halkın iradesinin belirleyici hale gelmesi ve üretim toplumunun kurallarının, kurullarının, kurumlarının ve kadrolarının, kuvvetler ayırımını temel alan denetim ve dengelerle gerçekleştirilmesinin sağlanası ve çıkan sorunları, demokratik hukuk devletinin uygulamalarıyla gerçekleştirilmesi için imkanlarımız yetersizdi.

Bütün yetersizliklere rağmen, halkın iradesinin belirleyiciliğinin olmazsa olmaz olduğu gerçekliğini sahiplenmekten vazgeçmediğimizden; 2. Dünya savaşına sürüklenmekten kurtulmayı başararak ve savaş sonrasında halkın iradesinin belirleyiciliğini çok partili sistemle gerçekleştirmeye taşıyabildik.

Halkın iradesini, halkın eğilimlerini temsil eden siyasi partilerin temsilleri üzerinden, demokrasiye, kapsayıcılığa, eşitliğe, çoğulculuğa ve dayanışmaya bağlı yaklaşımlarla gerçekleştirilmek için yaptığımız mücadelelerde pek çok bedeller ödedik.

Halkın iradesinin belirleyiciliğini, dünya dengelerine bağlı olarak ve gelişmiş dünya ülkelerini gözeterek gerçekleştirmeye çalışsak da, imkansızlıklar nedeniyle aşamadığımız mutlaklaşmak eğilimleri nedeniyle ilk iktidar değişikliğinde yeterince başarılı olamayarak, toplumu ve siyasi partileri kontrol altında tutan, darbelerle ve müdahalelerle sürdürülebilen yönetim sistemine sürüklendik.

Toplumun ve siyasetin kontrol altında tutularak, toplumsal gücün ve kaynakların etkisi üzerinden mutlaklaşma eğilimleri aşılamadan ortaya çıkan anlayışlarla ve önceliklerle, üretim toplumu haline gelmeye çalışmak mücadeleleri verilerek, doğrusuyla, yanlışıyla ve eksikleriyle önceki sistemin çözülmesi başarılabildi.

Toplumun ve siyasetin kontrol altında tutularak, kamusal güçlerin ve kaynakların üzerinden darbelerle ve müdahalelerle sürdürülen sistemin çözülmesi, demokratik kurumsal sürdürülebilirliklere taşınamayan alışkanlıklarla başarılabildiği için bu defa sistemin çözülmesinde belirleyici kabul edilebilirliğe ulaşan siyasi anlayışın, demokrasiye ve hukuka uygun olmayan anlayışlarının ve önceliklerinin aşılması sorunlarıyla karşı karşıya kalındı.

Toplumu ve siyaseti kontrol altında tutarak sürdürülmeye çalışılan sistemin yerine ikame edilen sistem, halkın iradesinin belirleyiciliğinin vazgeçilmez hale getirilebilmiş olması gerçekliğine bağlı kalarak inşa edilmeye çalışıldı ancak, çözülmesi sağlanan sistemin alışkanlıkları üzerinden sürdürülmeye çalışıldığı için kabul edilemez konuma sürüklendi.

İnsanlığın gerçekliği haline gelen ve daha iyisine ulaşılamadığı için olmazsa olmaz olarak kabul edilen halkın iradesinin belirleyiciliğini temel alan demokratik sürdürülebilirlikler; gelişimi ve değişimi ekonomik, demokratik kurumsal sürdürülebilirliklerle gerçekleştirerek ve çıkabilecek sorunları demokratik hukuk devleti uygulamalarıyla çözümleyerek, üretim toplumu yönetim sistemleri haline geliyor ve mutlaklaşmaları engelliyor.

Aşılamaz olduğu kabul ettirildiği sanılan ve 1000 yıl süreceği iddia edilen toplumu ve siyaseti kontrol altında tutarak sürdürülmeye çalışılan sistemi çözebilmiş olunmasının sağladığı özgüvenle, ulaşılan kabul edilebilirlikler üzerinden çözülen sistemin anlayışını ve uygulamalarını kendi anlayışı ve öncelikleri için değerlendirmeye çalışan yaklaşımlar sürdürülemez konuma sürüklenmiş durumda.

Çözülen sisteme atıfla; bize yapılanları biz de yapabiliriz, verilmeyen haklarımızı fazlasıyla almalıyız, anlayışımızı ve önceliklerimizi belirleyici hale getirerek her şeyi başarabiliriz yaklaşımları ve en önemlisi, önceki sistemin çözülmesi mücadelelerinde etkili hale gelenlerin mutlaklaşma eğilimleri, karşıtlık yaklaşımları üzerinden önceki sistemin yöntemlerine ve uygulamalarına benzer sistemin ikame edilmesine neden oldu.

Çözülmesi başarılan sisteme karşı verilen mücadelelerle ulaşılan temsiller üzerinden biriken kabul edilebilirlikler, kendi anlayışı ve öncelikleri için mutlaklaştırılmaya çalışılınca, uğruna mücadeleler verdikleri her şeyi, iktidarda kalmanın aracı haline getirdikleri gibi başarmaya çalıştıklarını da tartışmalı konuma taşımış oldular.

Sürdürülemez hale gelen yaklaşımları aşabilecek birikimleri ortaya çıkarabildiğimiz için, demokrasiye ve hukuka uygun olmayan, halkın iradesinin belirleyici olduğu gerçeklikleriyle örtüşmeyen anlayışlar ve uygulamalar, toplumda karşılık bulamıyor.

Yerel yaşama ve çalışma alanlarında ulaşılan kabul edilebilirliklerin etkisizleştirilmesi için yapılan, engellemeler, tutuklamalar ve baskılar, değişimi ve alternatifliği temsil etmeye çalışan siyasi partileri etkisizleştiremediği gibi, değişimi başaracak siyasi mücadelelere ve temsillere verilen desteğin artmasına neden oluyor.

Merkezi yönetimin, kamusal güçlerin ve kaynakların etkisiyle, toplumu ve siyaseti kontrol altında tutmak yaklaşımları, çözülen sistemin yerine ikame edilen sistemi ve sürdürülmeye çalışılan iktidarı, her geçen gün biraz daha yıpratıyor ve kabul edilemez konuma taşıyor.

Halkın iradesinin belirleyiciliğini kendi anlayışı ve öncelikleri üzerinden değerlendiren yaklaşımlar, yasama organının işlevsizleştirilmesine neden olduğundan, yargı organlarını ve güvenlik güçlerini iktidarın anlayışına ve önceliklerine göre değerlendirilmeye zorlayarak, memnuniyetsizlikleri çoğaltıyor ve toplumsal muhalefeti güçlendiriyor.

Kamusal güçlerin ve kaynakların, uygulanabilecek kararları alabilecek olanların, anlayışlarına ve önceliklerine göre değerlendirilmesiyle, istikrarı sağlamayacağı ve belirsizlikleri yönetemeyeceği açığa çıkmış durumda.