Sarıyer Yenigün, Sarıyer'in Gerçek Tarafsız Gazetesi - Pazarlık yapan bukalemun tipler
Anne Katili Genç Kıza Müebbet Hapis
Ali Rıza Zaman ile Sarıyer’i Konuştuk
Muhtar Sinan Yüksel: Halkın Sabrı Kalmadı

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Pazarlık yapan bukalemun tipler

Adem ÖZPOLAT
Müslüman, boynundaki kulluk ipin ucunu Allaha verendir. İmanında ve iddiasında pazarlık yapmayan müslüman, yaratıcıyı rab kabul etmekle, tercihlerim konusunda senden yana tavır sergileyeceğim demiş olur.
12.06.2013 / 11:07


Müslüman, boynundaki kulluk ipin ucunu Allaha verendir. İmanında ve iddiasında pazarlık yapmayan müslüman, yaratıcıyı rab kabul etmekle, tercihlerim konusunda senden yana tavır sergileyeceğim demiş olur. Sen benim rabim, ben senin kulunum. Allah, imanında pazarlık yapanların profilinden bahsederken bizlere:

“İkiyüzlüler, inananlara: “Biz sizinle beraber değil miydik” diye seslenirler. Onlar: “Evet öyle; fakat sizler kendinizi aldattınız, bize pusu kurdunuz, Allah’ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düştünüz…57/14

Dikkat ediyor musunuz dediklerine. “Ya Rab biz dünyada Müslümandık. Biz dünyada Sana kulluk pe-şindeydik, bizi niye bu karanlıklar içinde bıraktın?” diyemiyorlar, çünkü kendileri de kul olmadıklarını, imanda pazarlık yaptıklarını biliyorlar. Bir tek tutanakları var adamların. O da biz dünyada sizinle beraber değil miydik? Bunu da mü’minlere söylüyorlar. Allah’ı hesaba katmayarak sadece Müslümanları hesap ederek münâfıkça bir Müslümanlık gösterisinde bulunuyorlardı. Müslümanları idare ediyorlardı, iç dünyalarında bir teslimiyetleri yoktu. Onların bu seslenmelerine karşılık mü’minler diyor ki: Evet! Aynı şehrin insanıydık, beraberdik doğru fakat siz kendinizi fitneye düşürdünüz. Kendinizi belâya soktunuz. Günlük hayatınızda kendi kendinize kurallar üretip onların esiri oldunuz.

İslâm’ın dışında yollar aradınız. İslâm’ı beğenmediniz de başka şeyler peşinde koştunuz. Allah’a kulluktan kaçtınız da başkalarına kulluk yaptınız. Başkalarının hatırını Allah hatırına tercih ettiniz. Siyasetçinin, partinin, ideolojinin, modanın, çevrenin, toplumun hatırını Allah hatırından üstün tuttunuz. Böylece kendinizi fitneye düşürdünüz. Kendinizi Allah’a kulluk ortamından çıkarıp küfür, şirk ve isyan içinde bir hayatın mahkumu yaptınız. İslâm’la küfür arasında bir hayat yaşadınız.. Kâh Müslümanız, kâh laikiz dediniz. Bukalemunluk yaptınız.

Bir de beklediniz. Allah’ın nasıl bir kulluk istediğini anladınız, bildiniz ama hemen işe koyuluvermediniz. Beklediniz, “hele bir dükkanım bitsin! Hele şu kooperatifi bir sonuçlandırayım da ondan sonra Müslüman olayım! Hele emeklilik bir gelsin de ondan sonra namaza başlarım. Hele şu okulu bir bitireyim, şu diplomayı bir alayım da ondan sonra örtüneyim. Hele şu kızım bir gelin olsun, oğlum bir evlensin de ondan sonra kitap sünnet tanımaya başlayayım. Hele bir zengin olayım da ondan sonra bu işlere bakayım” dediniz. Hep bekleştiniz. Bildiğiniz gerçeklere hemen boyun büküp teslim olmadınız.

Şüpheye düştünüz. Başkalarına da şüphe tohumları ektiniz. “Acaba mı ki?” dediniz. “Ama” dediniz? Kendiniz şüphelendiğiniz gibi, etrafınızı da şüphelendirmeye, çevrenize, çocuklarınıza da şüphe tohumları ekmeye çalıştınız…. İşte, imanda pazarlık yapan, başka yollar arayan, bekleyenler ve şüpheci insanların sonu. Bu gerçekler ışığında, ben kitaba karşı ne kadar samimiyim? Yoksa yılda bir defa yada en yakınımın vefatında, kutsal gün ve gecelerde öpüp ona sus payı vermekle mi saygı duyuyorum?

Yazarın Diğer Yazıları