SARIYER’DE 'ANNE VE ÇOCUK HAKLARI' PANELİ DÜZENLENDİ
Panelde çocuk gelişiminden kadına yönelik şiddetle mücadeleye kadar birçok konu masaya yatırıldı.
12.05.2026 / 11:20
Sarıyer Belediyesi’nin Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Anne ve Çocuk Hakları” panelinde alanında uzman isimler annelikten toplumsal cinsiyet eşitliğine, çocuk gelişiminden kadına yönelik şiddetle mücadeleye kadar birçok konu masaya yatırıldı.
Sarıyer Belediyesi tarafından Anneler Günü kapsamında düzenlenen “Anne ve Çocuk Hakları” panelinde hukuk ve psikoloji alanından uzman isimler bir araya geldi. Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda anne ve çocuk hakları çok yönlü olarak ele alınırken, kadınların sosyal yaşamda güçlendirilmesi, çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi ve şiddetle mücadele konuları üzerinde duruldu.
Panelin açılış konuşmasını yapan Sarıyer Belediye Başkan Vekili Meltem Yücel Pir, M. Oktay Aksu’nun selamlarını ileterek tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladı. Anneliğin yalnızca aileyi değil toplumu da şekillendiren en güçlü değerlerden biri olduğunu ifade eden Pir, sevgi, sabır ve dayanışmanın temelinin ailede atıldığını söyledi. Yerel yönetimlerin kadınların sosyal yaşama katılımını artırmak ve çocukların fırsat eşitliği içerisinde yetişmesini sağlamak için çalışmalar yürüttüğünü belirten Pir, belediye olarak bu konuda sorumluluk almaya devam edeceklerini dile getirdi.
“ANNELER GÜNÜ SADECE ÇİÇEKLERLE KUTLANMAMALI”
Panelde konuşan Rıhtım Karaköy Lions Kulübü Başkanı Cemile Jülide Tuna ise kadına yönelik şiddetin yalnızca kadınları değil çocukları da derinden etkilediğini söyledi. Şiddetin çocukların geleceğinde kalıcı izler bıraktığını ifade eden Tuna, toplumun göstereceği duyarlılık ve dayanışmanın büyük önem taşıdığını belirtti. Anneler Günü’nün yalnızca çiçeklerle kutlanmaması gerektiğini dile getiren Tuna, annelerin yaşam hakkının, emeğinin, huzurunun ve onurunun korunmasının esas olduğunu vurguladı. Panelde paylaşılan her fikrin bir kadının hayatına umut, bir çocuğun geleceğine ışık olmasını temenni ettiğini söyleyen Tuna, programa katkılarından dolayı Sarıyer Belediyesi’ne teşekkür etti.
“ÇOCUKLARIN KENDİ KARARLARINI ALABİLMESİ ÖNEMLİ”
MEF Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Müjde Peker, çocukların bireyselleşme sürecine dikkat çekti. Türkiye’de “Başkaları ne der?” düşüncesinin çocuklar ve gençler üzerinde baskı oluşturduğunu söyleyen Peker, aile bağlarını korurken bireyin kendi kararlarını verebilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Sağlıklı ilişkinin dengeyle mümkün olduğunu belirten Peker, çocukların hem aileyle yakın ilişkiler sürdürebilmesi hem de kendi kararlarını alabilmesi gerektiğini kaydetti. Aksi durumda sınır ihlallerinin ortaya çıkabildiğini vurgulayan Peker, çocukların erken yaşlardan itibaren sorumluluk almasının önemine değindi. Kadına yönelik şiddet konusunda ülkeler arası verilere de değinen Peker, bazı Avrupa ülkelerinde görülen yüksek şiddet oranlarının önemli bölümünün etkin raporlama sistemlerinden kaynaklandığını belirtti. Türkiye’de ise utanma, çekinme ve şikâyet sonrası yaşanabilecek kaygılar nedeniyle birçok olayın kayıt altına alınamadığını söyledi.
“HAKLAR VAR AMA ÖNEMLİ OLAN KADINLARIN BUNLARI KULLANABİLMESİ”
Türk Hukukçu Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Süreyya Turan ise kadın haklarının tarihsel gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de kadın hakları konusunda önemli yasal düzenlemeler yapıldığını belirten Turan, asıl meselenin kadınların bu hakları kullanabilecek güce ve desteğe sahip olması olduğunu ifade etti. Kadınların tarih boyunca büyük mücadelelerle hak elde ettiğini söyleyen Turan, medeni hukuk sistemine geçişle birlikte kadınların boşanma, çalışma hayatına katılım ve eşit haklar konusunda önemli kazanımlar elde ettiğini anlattı. Çalışma yaşamında kadınlara yönelik haklara da değinen Turan, eşit işe eşit ücret, hamilelik nedeniyle işten çıkarma yasağı ve doğum izinleri gibi düzenlemelerin önemine dikkat çekti.
6284 SAYILI YASA VE KORUYUCU TEDBİRLER ANLATILDI
Kadınların neden şiddete sessiz kaldığı sorusuna da değinen Turan, düşük benlik saygısı, toplumsal baskılar ve ekonomik kaygıların kadınların sessiz kalmasına neden olabildiğini söyledi. Güvenli sığınma alanlarının yetersizliğinin de önemli bir sorun olduğunu belirten Turan, 6284 sayılı yasa kapsamında kadınların sahip olduğu koruyucu hakların bilinmesi gerektiğini ifade etti. Şiddet uygulayan kişiye yönelik uzaklaştırma kararı alınabileceğini aktaran Turan, iletişim yoluyla rahatsız etmenin, iş yerine gelmenin ve tehdit oluşturabilecek davranışların yasa kapsamında engellenebildiğini anlattı. Turan ayrıca, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasının hem kadınlar hem de Türkiye’nin uluslararası itibarı açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyledi.
“KADIN OLMAK ÇOK YÖNLÜ BİR YÜK GETİRİYOR”
İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Ezgi Ildırım ise kadınların toplumsal yaşam içerisindeki rollerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kadın kimliğinin toplum içerisinde sürekli farklı roller üzerinden tanımlandığını ifade eden Ildırım, erkek egemen sistem içerisinde kadın olmanın kolay olmadığını söyledi. Kadınların evde ya da iş hayatında olmalarından bağımsız şekilde sürekli beklentilerle karşı karşıya kaldığını belirten Ildırım, anneliğin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yoğun bir sorumluluk taşıdığını dile getirdi. Dünyanın herkes için eşit şartlar sunmadığını kaydeden Ildırım, kadınların çoğu zaman ellerindeki imkânlarla en iyisini yapmaya çalıştığını söyledi. Günlük yaşamın yoğunluğu içerisinde bireyin kendisine zaman ayırmasının önemine dikkat çeken Ildırım, kısa molaların bile psikolojik açıdan nefes alma alanı oluşturduğunu ifade etti.