Sarıyer Yenigün, Sarıyer'in Gerçek Tarafsız Gazetesi - BAŞAR BİBEROĞLU </br>SİYASETİN RÖNTGENİNİ ÇEKTİ!!!
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

BAŞAR BİBEROĞLU
SİYASETİN RÖNTGENİNİ ÇEKTİ!!!

BAŞAR BİBEROĞLU  </br>SİYASETİN  RÖNTGENİNİ ÇEKTİ!!!
Usta siyasetçi, hukukçu ve iş insanı Başar Biberoğlu, ders niteliğinde çok önemli bir yazı kaleme aldı.
08.05.2026 / 11:23
Usta siyasetçi, hukukçu ve iş insanı Başar Biberoğlu, ders niteliğinde çok önemli bir yazı kaleme aldı.

Biberoğlu, yazısında şunları kaydetti…

BAŞAR BİBEROĞLU:

İki kutuplu dünya dengelerinin sürdürülemez hale gelmesiyle, sınıf egemenliğine dayanan otoriter sistemler çözülerek ve kapitalizmin üretim, tüketim ve ilişkiler ağını kabullenerek, ülkelerinin yönetimlerini kontrollü seçimli otoriter sistemler olarak sürdürmeye başlamışlardı.

Demokrasi bloğundaki kapitalist üretim, tüketim ve ilişkiler ağına bağlı olarak rekabet içerisinde gelişmiş ülkelerin düzeyine ulaşmaya çalışan ülkeler ise, gelişmişlik farkını kapatmak hedefiyle halkın iradesinin çoğunluğunu sağlayacak kadar toplumu ve siyaseti kontrol etmeye çalışarak, seçimli otokrat yönetim sistemleri olarak gelişimlerini gerçekleştirmeye çalışıyorlardı.

Demokrasi bloğunda yer alarak gelişmiş demokratik ülkelerle rekabetler üzerinden sürdürülmeye çalışılan yönetim sistemlerinin, aradaki farklılıkları hızla aşabilmek için toplumu ve iktidar dışında kalan siyasi partileri kontrol altında tutmaya çalışan ve baskılayan, demokrasi ve hukuk dışı yönelimlere sürüklenmeleri, benzer bütün ülkelerde kendi özgünlüklerine göre yaşandı.

Türkiye çok partili sistemle demokrasi bloğunda yer alarak gelişmiş demokratik ülkelere ulaşmak hedefini hızla başarmak için gerçekleştirdiği ilk yönetim değişikliğinde toplumsal bloklaşmalara sürüklenerek başarılı olamadı ve darbeyle sonlanan çok acı bir deney yaşadı.

1960 Darbesinden sonra, devletin merkezde olduğu, darbelerle ve müdahalelerle sürdürülmeye çalışılarak, toplumun ve siyasi partilerin kontrol altında tutulduğu yönetim sistemi ortaya çıktı.

Türkiye’ de siyasi eğilimlerin temsilinde, dini inançlarını ve geleneksel değerlerini merkeze alanlar genel olarak, biat ve itaat alışkanlıkları kapsamında siyasi çalışmalarla, mücadelelerle ve temsillerle gerçekleştirilmeye çalışılıyor.

Merkez sol veya toplumcu eğilimlere sahip siyasi partiler ise demokrasiyi ve hukuku gözetmeye çalışan yaklaşımları öne çıkarmaya ve içselleştirmeye çalışsalar da darbelerle ve müdahalelerle sürdürülen sistemin düzenlemelerini dikkate almak zorunda kaldıkları için demokrasiyi ve hukuku konumlarına ve dönemin koşullarına uyarlamaya çalışarak siyasi temsillerini ve mücadelelerini gerçekleştirebiliyor.

1980 Darbesiyle, daha çok merkez solun ve toplumcu eğilimlerin bir daha demokratik toplumsal dönüşümü temsil edemeyecek hale getirilmesi uygulamaları gerçekleştirildiği için, 1989 sonrasında dünyada oluşan tek kutuplu dünya dengelerinin etsiyle darbelerle ve müdahalelerle sürdürülmeye çalışılan sistemin değiştirilmesini merkez sağ siyasi kapsayıcılığı sahiplenen AK Parti siyasi oluşumu gerçekleştirilebildi.



Dini inançlarla ve anlayışlarla geleneksel değerlerin merkezde olduğu, biat ve itaat alışkanlıkları üzerinden gerçekleştirilen siyasi birikimlerin, liberal demokrat veya modern demokratik yaklaşımları gözeten eğilimlerle desteklenmesi veya engellenmemesiyle, darbelerle ve müdahalelerle sürdürülmeye çalışılan sistemin çözülebilmesi hedeflenmişti.

Bütün siyasi partilerce etkisizleştirilmeye ve değiştirilmeye çalışılan yönetim sisteminin halkın iradesinin merkeze alınmasıyla aşılabilmiş olması, ulaşılan desteğin ve kabul edilebilirliğin mutlaklaştırılmasını sahiplenen yaklaşımları ortaya çıkardı.

Darbelerle ve müdahalelerle sürdürülen sistemin yerine ikame edilmeye çalışılan sistem ve ona bağlı iktidar, halkın iradesinin belirleyiciliğini sağlayacak çoğunluğa yetecek kadar, demokrasiyi ve hukuku gözetmeye çalışan yaklaşımlarla gerçekleştirilmeye başlandı.

Halkın iradesinin belirleyiciliğini sahiplenen çoğunluğun sağlanmasını demokrasi ve hukuk dışı yöntemlerle, kamusal güçlerin ve kaynakların yardımıyla yapmaya çalışan siyasi anlayış, ekonomik, demokratik, hukuki sürdürülebilirliği merkeze almadığı için dünya dengelerine tutunmakta zorlanmaktan kurtulamadı.

Bir başka önemli belirleyici uluslararası etki ise, tek kutuplu dünya dengelerinin sürdürülemez hale gelmesiyle, hem gelişmiş ülkelerin dengeleri hem de diğer ülkeler arasındaki ilişkiler ve sürdürülebilirlikler, dönüşüm dinamikleriyle karşı karşıya kalmış durumda.

Ne eski dengeleri ve kabul edilebilirlikleri merkeze almaya çalışan yaklaşımlar ne de ortaya çıkan koşullardan yararlanarak kendisi için daha korunaklı olan oluşturmaya çalışan yaklaşımlar belirsizliklerin aşılmasına yetmiyor.

Türkiye’ de halkın iradesinin çoğunluğunu sağlamak için demokrasiyi ve hukuku araç hale getiren yönetim sisteminin alternatifi; demokrasiyi ve hukuku sahiplenen, kapsayıcı, demokratik, eşitlikçi, çoğulcu ve dayanışmacı yaklaşımlarla, yerel yönetimlerde önemli kabul edilebilirliklere ulaştı.

Toplumun sorunlarının çözülmesi, ihtiyaçlarının ve beklentilerinin karşılanması ihtiyacı, alternatif yaklaşımlarla verilen mücadeleleri toplumsal kendiliğindenliklerle bütünleştirmiş durumda.

Toplumsal muhalefeti yansıtan kararlılık ise, hayatın her alanındaki örgütlülüklerle ve kendiliğindenlikle örtüştüğü için belirleyici etkiye ulaştı.



TOPLUMSAL DİNAMİKLERİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ

Birlikte yaşayabilecek, çalışabilecek, üretebilecek, yarışabilecek ve başarabilecek yaşanmışlıkları ve mücadeleleri sahiplenebilen toplumlar, toplumsal rızanın üretilmesini vazgeçilmez olarak kabul ettikleri için devamlılıklarını koruyup, sürdürebiliyor.

Toplumsal rıza üretemediği için kabul edilebilir konumdan uzaklaşmaya başlayan ülke yönetimlerinin değişmelerini, toplumsal yaşanmışlıkların ve mücadelelerin ortaya çıkardığı itirazlar ve protestolar yansıttığı için değişimin başarılabileceğine inananlar her geçen gün çoğalıyor.

Toplumsal rıza üretemeyecek hale gelmesine rağmen, toplumun biriktirdiği gücü ve kaynakları kullanarak konumunu korumaya çalışan ülke yönetimlerinin yaptıkları, gücü ele geçiren yönetimlere tutunanların çözülmemek veya dağılmamak için bir birlerine tutunmaya çalıştıkları uygulamalara dönüşüyor.

Demokrasinin, adaletli yaşamanın, eşit koşullarda yarışmanın, dayanışmanın, başarmanın sürdürülebilirliği yerel yaşama alanlarındaki hayatın vazgeçilmezlikleri üzerinden; kabul edilebilir ve desteklenebilir hale geldikleri gibi, memnuniyetsizlikler, itirazlar, protestolar ve alternatiflik arayışları da bu alanlarda ortaya çıkarak, değiştirici ve dönüştürücü etkiye ulaşıyor.

Yüzlerce yıl süreceği iddiasıyla değiştirilemez olduğuna inandırılmak istenen darbelerle ve müdahalelerle sürdürülmeye çalışılan sistem, yerel yönetim alanlarında ortaya çıkan, memnuniyetsizliklerin, itirazların, protestoların ve alternatiflik mücadelelerinin etkisiyle aşılabilmişti.

Çözülen sistemin yerine, darbelerle ve müdahalelerle değil de, halkın iradesini temsil eden çoğunluğu sağlayabilecek kadar demokrasiyle ve hukukla yetinen yönetim anlayışı, karşıtlık anlayışı üzerinden, çözülen sistemin yöntemleri ve uygulamalarına benzer yaklaşımlarla sürdürülmeye çalışılırken, 2019 yerel seçimlerinde, çözülemeyen sorunları, karşılanamayan ihtiyaç ve beklentileri sahiplenebilen yerel alternatifliklerle etkisizleştirilmeye başlandı.

2019 Yerel seçimlerinde değiştirilen yerel yönetimlerin büyük çoğunluğunda iktidarın engellemelerine rağmen ortaya çıkan kabul edilebilirliklerin etkisi, muhalefet birlikteliğinin oluşturulmasını sağladı ve 14/28 Mayıs 2023 seçimlerinde iktidarın değiştirilebileceği iklim ortaya çıkarılarak, iktidarın değiştirilmesine çok yaklaşan seçim sonuçlarına ulaşıldı.

Yerel yönetimlerde ulaşılan kabul edilebilirliklere ulaşarak 2023 seçimlerinde iktidarı değiştirilmeye çok yaklaşılan yaklaşım, merkezi yönetimi değiştirebilecek alternatif siyasetin üretilmesinde ve uygulanmasında da belirleyici oldu.

Ana muhalefet partisinin sahiplenip, gerçekleştirmeye çalıştığı alternatiflik yaklaşımlarıyla, 2023 seçimlerinden 10 ay sonra yapılan Mart 2024 yerel seçimlerinde 1. Parti haline gelinmesi sağlanarak yerel yönetimlerin önemli ve etkin çoğunluğunda iktidara gelindi.

Etkisizleştirmek, engellemek, baskılamak uygulamaları yeterli hale gelmeyince, demokrasiye ve hukuka uymayan yaklaşımlarla tutuklamalar ve bazı seçimle kazanılan sorumlulukları ele geçirmek uygulamalarıyla karşılaşıldı.



YEREL YÖNETİMLERİN ÜLKE YÖNETİMLERİNE ETKİSİ

Olağanüstü koşullarda ortaya çıkan istisnalar dışında ülkelerin seçimlerle belirlenen önemli sorumlulukları, en büyük ve en etkin kent yönetimlerinde başarıya ulaşılarak hak edilebiliyor.

İstanbul’u kazanan Türkiye’yi de kazanır söyleminin karşılık bulması, bu hak edilmişliği ve kabul edilebilirliği yansıtıyor.

Yerel yönetim alanlarında ulaşılan kabul edilebilirlikler ve verilen mücadeleler, halkın iradesiyle bütünleştiği için toplumsal muhalefetin içerisinde ve onlarla birlikte halk hareketi etkisini bütün topluma hissettirebiliyor.

Yerel yönetimler üzerinden ulaşılan kabul edilebilirliklerle, merkezi yönetimlerde sorumluluklar yüklenebilecek konuma gelinirse, yerel yaşama alanlarındaki çalışmalarıyla, mücadeleleriyle halkın kendisi gibi olan özellikleriyle; yapılabilecekleri, yapılamayacakları, yanlışlardan ve eksiklerden halk yararına arınabilecek olunduğu ve halkın sorunlarının çözülmesinden, ihtiyaç ve beklentilerinin karşılanmasından vazgeçilmeyeceği kabul ediliyor.

Yerel yönetimlerde verilen mücadeleler ve ulaşılan temsiller üzerinden halkın çoğunluğunun iradesini temsil edebilecek hale gelen siyasi anlayış, sürdürülebilirliğini ve etkisini korumak için kamusal güçleri ve kaynakları halkın yararları için değil de anlayışını ve önceliklerini sürdürebilmek için değerlendirmeye çalışırsa kabul edilemez ve desteklenemez hale gelebiliyor.

İktidarın ve sürdürülmeye çalışılan sistemin belirleyicisi konumundaki siyaset, yerel yönetimlerde biriktirdiği anlayışını ve temsilini, kamusal güçleri ve kaynakları kullanarak korumaya çalışırsa, daha önceki yaptıklarına tutunmaya çalışan konuma sürükleniyor.

İktidarda kalmak için bilgilendirmek, eğilimleri ve sorumlulukları belirlemek, en yaygın ve en etkin üyeliğin sürdürülebilmesini sağlamak yaklaşımları daha etkin olarak sürdürülmeye çalışılmaktan vazgeçilmese de daha önceki etkisine ulaşamıyor.

Alışkanlık olarak gerçekleştirilmeye çalışılanlar, demokratik kurumsal sürdürülebilirliğe taşınamadığı için, halkın sorunlarının çözülmesinden, ihtiyaçlarının ve beklentilerinin gerçekleştirilmesinden daha çok, kamusal güçler ve kaynaklar üzerinden iktidara tutunmak için yapılanlar haline geliyor ve toplumsal rıza üretilemiyor.



Gerçekleştirilmeye çalışılan toplantılarla, iletişimlerle, etkileşimlerle, yeni sorumluları belirlemelerle, bilgilendirmelerle; toplumsal rıza üretebilecek, denetlenebilir ve dengelenebilir kabul edilebilirlikler ortaya çıkarılamıyor.

Sürdürülemez hale gelen gelir dağılımı, işsizlik, kadına karşı şiddet, faili meçhul cinayetler, gerçekleştirilemeyen adaletli yaşama koşulları, halkın çocuklarının uygun eğitim görmesi, eğitimini tamamlayanların uygun işlere eşit koşullarda ulaşabilmesi, vb. ihtiyaçlar karşılanamadığı için iktidarın sürdürülemez hale gelmesi engellenemiyor.