Sarıyer Yenigün, Sarıyer'in Gerçek Tarafsız Gazetesi - BAŞAR BİBEROĞLU: </br>SÖZÜN ÖZÜ </br>OMURGALI OLMAK </br>BU ZAMANDA ZOR!!!
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

BAŞAR BİBEROĞLU:
SÖZÜN ÖZÜ
OMURGALI OLMAK
BU ZAMANDA ZOR!!!

BAŞAR BİBEROĞLU: </br>SÖZÜN ÖZÜ </br>OMURGALI OLMAK  </br>BU ZAMANDA ZOR!!!
Başar Biberoğlu, toplum adına ciddi öz eleştirilerde bulundu.
15.02.2026 / 14:18
Sevilen saygıdeğer iş insanlarından, hukukçu ve siyasetçi Başar Biberoğlu, toplum adına ciddi öz eleştirilerde bulundu.

Yaşamın her alanında, en önemli karakteristik değerlerimizin gözden geçirilmesi gerektiğinin vurgusunu yapan Biberoğlu, yazısında şunları kaydetti…

BAŞAR BİBEROĞLU:

Omurga vücudun en önemli bölümlerinden.

Sağlamsa ayaktasınız. Belkemiğinize bir zarar geldiyse ayakta durmanız zorlaşır. Omurga vücudu ayakta tutar.

Mecazi anlamda, omurgalı olmayı özü sözü bir, değerlere saygılı olmak, sözünü tutmak, yapabileceği işleri yapmak, kararlarının arkasında durmak, değerlerine sahip çıkmak, yanar döner olmamak, hak yememek olarak tanımlamak mümkün.

Çevrenize bir bakın, herkes birbirinden şikayetçi. Herkes bir başkasını eleştiriyor. Eleştiri doğal bir hak ama, kendin doğru olmadan başkasının eğrisini eleştirmek doğru bulunmuyor.

Bir başka anlamda kendi omurgasını sağlamlaştırmadan başkasının omurgasını eleştirmek haksızlık oluyor.

Elbette bunlar bildiğimiz ifadeler diyeceksiniz. Ama bilmek ve uygulamak farklı. Belki insanoğlu için en zor işlerden biri. Doğruyu bilmek ama uygulayamamak.

Pek çok insan doğruyu biliyor ama uygulamayı o yönde yapamıyor. Neden? Çünkü başkaları için ahkam kesmek, eleştirmek ve söylenmek kolay, kendimiz için uygulamak zor. Belki örnek ve erdemli insan olmanın özü burada yatıyor.” Özü sözü bir olmak” deyimi gibi.

Bu gün topluma baktığımızda söyledikleri ve yaptıkları tutarlı olan insanlar taktir edilseler de yalnız kalıyorlar. Kıskanılıyorlar. Hem bireysel hayatta hem de iş hayatında. Hatta kurumsal açıdan baktığınızda durum benzer.

Dik durabilen, omurgası sağlam kurumlar gittikçe yalnızlaşıyorlar, eleştirilere maruz kalıyorlar, bir anlamda yoldan çıkarılmaya çalışılıyorlar. Toplum olarak ne kadar omurgalıyız bunu da sorgulamak gerekiyor.

Toplum sürü psikolojisi ile sürü dışına çıkanı anlayamıyor, yalnızlaştırıyor, zorluyor, kıskanıyor, entrikalar başlıyor, yalnızlaştırıyor.

Omurgalı olmak, genel kurallara çok uyulmayan, herkesin kendi kuralını uygulamaya çalıştığı ortamlarda zor. Birey açısından bakarsanız kadın ve erkekler için farklı zorlukları var. En büyük zorluğu da tahmin edebileceğiniz gibi kadın yaşıyor.

Erkek, “erkek dayanışması” adı altında omurgasızlığı bir şekilde aşabiliyor. Kadın ise omurgalı olmak istediğinde ilk darbeyi erkeklerden, sonra kadınlardan ve toplumdan alıyor.

Kurumlar açısından bakarsanız, kalite ve prensiplerinden taviz vermeyen kurumlar, zorlanıyorlar, büyük sıkıntılar atlatıyorlar, mücadele güçlerine göre dayanabiliyor veya dayanamayıp piyasadan çekiliyorlar. Müşterilerine ve diğer paydaşlarına, topluma karşı omurgalı olmanın bedelini ödüyorlar.

Kişiler ve kurumlar için omurgalı olmak başkalarına omuz vermeyi, yardım etmeyi, destek olmayı da beraberinde getiriyor. Çünkü omurgalı duruş bunu gerektiriyor. Peki karşılığında ne görüyorlar, elbette ihanet.

Omurgasızlık ortamında ise, çelme takmalar, arkadan vurmalar, her türlü dengesizlik almış başını gidiyor.

Toplum baktığınızda omurgalı olmayı önemsiyor ama omurgalı olmaya çalışanı gizliden devirmeye ve dışlamaya başlıyor.

Omurgalı olmaktan bahsedip, çaktırmadan omurgasız olmayı tercih edenler çoğalıyor. Verilen sözleri tutmamak, bilerek zorda bırakmak, oyalamak ve elbet ego tatmini omurgasızlığı körüklüyor.

Sözün özü; omurgalı olmak bu zamanda zor. Herkesin omurgalı duruş derecesini biraz düşünmesi, ne kadar dik ve sağlam olabildiğini, başkalarına ne kadar omuz verebildiğini gözden geçirmesi gerekiyor. Hatta toplum olarak ne kadar omurgalıyız düşünmek zamanı gibi görünüyor.