Sarıyer Yenigün, Sarıyer'in Gerçek Tarafsız Gazetesi - KASSANDRA PARADOKSU
Anne Katili Genç Kıza Müebbet Hapis
Ali Rıza Zaman ile Sarıyer’i Konuştuk
Muhtar Sinan Yüksel: Halkın Sabrı Kalmadı

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

KASSANDRA PARADOKSU

İrfan KABAN
Apollon Truva prensesi Kassandra’ya geleceği görme yetisini vermişti. Kassandra’nın kendisine yar olmaması üzerine de paylaştığı geleceğe ait bilgiye insanların ta ki o bilgi gerçekleşene kadar inanm
02.08.2013 / 01:59


Apollon Truva prensesi Kassandra’ya geleceği görme yetisini vermişti. Kassandra’nın kendisine yar olmaması üzerine de paylaştığı geleceğe ait bilgiye insanların ta ki o bilgi gerçekleşene kadar inanmamasını sağlamıştı.

İnsanların faydalanmasına hizmet etmeyince bilgi ne işe yarar ki? Diyelim ki biri yarın deprem olacağını biliyor! Ne muazzam bir bilgi değil mi? Sayısız can kurtulabilir, kocaman bir doğal afet en az zararla atlatılabilir. Gelin görün ki bu bilgi sahibine kimsecikler inanmıyor; o zamana: Deprem olup da ortalık toz duman oluncaya kadar...Saç baş yolmak bir işe yaramazlığın simgesi oluncaya kadar... Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Böyle bir durumda bilen için ıstırap inandıramamak döneminden başlar.

Oysa bu aşmada inanmayan için henüz bir mesele yoktur ki telaşlansın. Hatta söz konusu bilgiyle dalga geçmenin keyfini çıkarmaktadır... Ve bilgi sahibine yaftayı yapıştırır: Ukala dümbeleği...

Ama yani her söylenilene de inanılmaz ki! İnanılır diyen kim? Ancak bizler Nasrettin Hocayı biliriz; en azından orasından burasından bilmemiz gerekir. Mesele bindiğin dalı kesmeyi akıl etmedikten gayrı, düşünce hocaya öleceğin zaman bilgisini yüklemek meselesi olmasa gerek. Söz konusu ettiğimiz bilimsel bilgi; hocanın yerçekimi bilgisi gibi bir şey yani...

Cennet tasvirlerinde akarsular vardır. Ağaçlar, meyveler, onlarda her rengin zengin tonların da görücüye çıkmış gibi çiçekler vardır. Renk benek kelebekler cennet hayallerimizi süsler. Ben cennet hayalinde “Hes” olanı daha hiç duymadım. Ağaçları o hayalden silip yerine oto yollar koyanı, otoyol koymuşken hava alanı da kısır kalmasın diyeni görmedim. Nuh gemisine ikişer tane hayvan almış nesilleri sürsün diye, tufan şimdilerde olsa AVM’leri söküp koyacağı muhakkak, birkaç da boğaz köprüsü koymayı ihmal etmemeli, tarihi unutmamak için bir de topçu kışlası gemide mutlak olmalı. Yani demek istediğim: Bir tuhaf adem olduk. Yok! Yunus Emre’nin şiirinde “Cennet cennet dedikleri, Birkaç köşkle birkaç huri, isteyene ver onları, bana seni gerek seni...”-dediği gibisinden değil; O bana seni gerek kısmındaki “seni”nin anlamını paraya tedavül ederek icraatta bulunmak anlamında bir tuhaf adem olduk.

Öyle yeryüzündeki insanların dinsel ayinden uzaklaşarak dinsizleşmelerinden dolayı değil, dinsel ayinlerinde bile parayı sayıklayacak kadar kutsamalarından dolayı hayalimizdeki cennet bile silinip gitmekte. Hele bir parayı bulayım; sana ne dünya cennetleri alırıma gelmekte. Yoksa dünyada cennet gibi yerleri niye satıp cehenneme çevirsinler ki?

Sularımız tükeniyor! Gelecekte bugün yıkandığımız suyu içmek için bile bulamayacağımız ölçüde tükeniyor. Doğayı işkence hanelerimizde ellerimizle öldürüyoruz. Nasrettin Hoca, yapmayın düşersiniz diyor, bilim insanları bu gidişin varacağı yeri işaret ediyor; oysa sanki Kassandra konuşuyor. Marks “Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser” demişti: Ormanlar yok ediliyor. Ve şimdi daha iyi anlıyorum ki, sorun Kassandra’da değil, paranın akıl tutulması yaratan gücünde... Hani para soyut şeyleri alamaz ya, ya günün birinde paranın satın alacakları soyut şeyler gibi olursa, yenilenmemek üzere tükenirlerse, işte o zaman tavuklar gibi para dağlarının arasından dönüp bakmaksızın geçerek karnınızı doyuracağınız üstelik rengine bile aldırmaksızın buğdayı aramaz mısınız? Üç çocuk yapın! Üç de yetmez beş tane...

 

Etiketler:
Yazarın Diğer Yazıları