Sarıyer Yenigün, Sarıyer'in Gerçek Tarafsız Gazetesi - Şehit Çetin Can’ın Babası Mustafa Can: En Büyük Silah, İman Gücüdür
Ali Rıza Zaman ile Sarıyer’i Konuştuk
Muhtar Sinan Yüksel: Halkın Sabrı Kalmadı
Göçük Altında Kalan İşçi Kurtarıldı

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Şehit Çetin Can’ın Babası Mustafa Can: En Büyük Silah, İman Gücüdür

Şehit Çetin Can’ın Babası Mustafa Can: En Büyük Silah, İman Gücüdür
Sarıyer Yenigün Gazetesi olarak, 15 Temmuz gecesi şehit olan Sarıyerli Çetin Can’ın anne ve babasını Derbent’teki evlerinde ziyaret ettik.
15.07.2017 / 19:55


Sarıyer Yenigün Gazetesi olarak, 15 Temmuz gecesi şehit olan Sarıyerli Çetin Can’ın anne ve babasını Derbent’teki evlerinde ziyaret ettik.

O gün yaşananlarla ilgili konuştuk ve kahramanımız, şehidimiz Çetin Can’ın, şehitliğe yürüdüğü o anları babasının ağzından dinledik. Çetin Can’ın babası Mustafa bey, bize tüm ayrıntısıyla hem Şehit Çetin Can’ı hemde o gece yaşananları anlattı.

ŞEHİT ÇETİN CAN’IN BABASI, MUSTAFA CAN: Oğlum Çetin; son derece vatanına sadık, çalışkan, verimli bir insandı. Aynı zamanda yapıcı ve üretkenliğinin yanı sıra, çevresine, komşularına, arkadaşlarına devamlı eli açık ve fazlasıyla saygılı bir gençti. Paylaşmayı, yardım etmeyi kendine sorumluluk edinmiş bir kişiydi. Dua ediyorum ki, tüm müslüman alemine Allah böyle hayırlı bir evlat versin. Onun ölçüsünü sözlerle, kelimelerle ifade edecek hiçbir şey bulamıyorum. Çetin, bizim için çok verimli bir evat oldu. Allahım rahmet etsin.

OĞLUM, ABDESTİNİ ALDI, NAMAZINI KILDI VE ŞEHİT OLMAK İÇİN EVDEN ÇIKTI…

Bizim aile evimiz Derbent’te. Çetin Evlenince eşiyle Üsküdar’da oturmaya başladı. 15 Temmuz gecesinde darbe kalkışmasını tv’de görünce Çetin, eşine “bu gece evde oturulacak gün değil” diyor. Ve dışarı çıkmayı kafasına koyduğunda, henüz Cumhurbaşkanımızın halka çağrısı yapılmamıştı. Eşi, Çetin’e “gitme sokaklar çok karışık, Allah korusun başına bir şey gelmesin” diyor. Çetin’de “biz bu gün için varız, kesinlikle evde duramam gideceğim” diyor. Banyoya geçiyor, sakal traşı oluyor, abdest alıyor, namaz kılıyor. Tam evden çıkacağı zaman eşi ona “ dur, bende geliyorum, beraber gideceğiz, seni yalnız göndermem” diyor. Çetin bunun üzerine evdeki kitaplarını, kardeşlerine vermesini söylüyor. “anlaşılan bu evden çıkışımız var, dönüşümüz yok, bu kitaplarımı kardeşlerime bırakıyorum” diyerek evden çıkıyorlar. Önce Cumhurbaşkanımızın Kısıklı’da ki evine gidiyorlar, ardından 15 Temmuz Şehitler köprüsü’ne… Tam köprüye geldiklerinde karşılarında tankları, askerleri, silahları görüyorlar. O esnada köprünün kulesine çıkan keskin nişancı hain kahpe, köprüdeki çocuklarımızın üzerine hedef alarak ateş açıyor. Suikast silahı ile oğlumu, eşinin yanında kalbinden vurarak şehit ediyorlar. Keskin nişancı terörist o akşam yalnızca oğlumu değil, onlarca insanı kalbinden, başından, karnından, göğsünden vurarak, öldürmek kasti ile şehit ediyor.

OĞLUM HASTANEYE YARALI GİTMİŞ, DAKİKALARCA ÖLMESİNİ BEKLEMİŞLER

Burada bizim için en önemli ayrıntı çok başka. Çetin vurulduğu an ölmüyor… Çetin’i oradaki insanlar arabasına atıp, Kadıköy’de özel bir Hastaneye götürüyorlar. Hastaneye geldiklerinde, hastane personelinden hiç kimse Çetin ile ilgilenmemiş. Ne bir sedye verilmiş nede bir doktor gelip kontrol etmiş. Hiç kimse ilgilenmemiş, müdahalede bulunmamışlar.

Hastane personelinden bazıları “gelsin Recep Tayyip Erdoğan sizi kurtarsın şimdi” diye bağırmış. Hastanede yaşananları, o anda orada bulunan vatandaşlar ve oğlumu hastaneye götüren insanlar anlattı bana... O gece insanların canına kast eden vatan hainlerine hizmet edercesine bir davranış sergileyen hastane çalışanları, bugün masumiyet rolü oynuyorlar! 15 Temmuz gününe ait kameraları inceletelim, davacı olalım diyen yakınlarım oldu, evladımın acısıyla ilgilenemedim. Ama daha sonra Sağlık Bakanlığı’na durumu bildirdim. İncelenmesini ve üstünde durulmasını istedim. Ancak bu güne kadar her hangi bir haber gelmedi. Bu soru işaretleri, beynimden hiç çıkmıyor. Benim oğlum hastaneye geldiğinde yaşıyordu ve hastanede oğlumun resmen ölmesini beklemişler! Dakikalar geçtikten sonra vatandaşların çığlıkları, bağırışları sonrasında bir müdahale olmuş ama çok geç! Oğlum orada şehit olmuş. Devletimizden rica ediyorum, o günün kameralarını inceleyip, gerekli işlemleri lütfen yapsınlar.

EN ÜYÜK SİLAH, İMAN GÜCÜDÜR

Oğlumun evden abdestini alıp, namazını kıldıktan sonra şehit olmak için evden çıktığını bilmek acımı biraz olsun hafifletiyor. Vatanımız için, milletimiz için canlarını feda eden tüm şehitlerimizden Allah razı olsun. Gençlerimize tavsiye ederim ki; Din, Vatan, millet, namus için canlarını vermekten çekinmesinler. Ülkemizi korumak için silahlara, tanklara ve uçaklara ihtiyacımız olmadığını, en iyi şekilde 15 Temmuz gecesi gördük. En büyük silah iman gücüdür. İmanı olan bir topluluğun, yenemeyeceği ve üstesinden gelemeyeceği hiçbir unsur yoktur. ALLAH



CUMHURBAŞKANIMIZDAN RAZI OLSUN

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, bir devlet adamı olarak evimize gelip bizi ziyaret etmesinden dolayı çok memnun olduk. Allah razı olsun kendilerinden… Tüm duygu ve düşünceleriyle, imanıyla bizlere güç verdiğini söyleyebilirim. Evimize geldiğinde kuran okuması bizleri çok duygulandırdı. Cumhurbaşkanımız bizi teselli etti, acımızı hafifletti. Cumhuriyet döneminden itibaren ilk defa bir Cumhurbaşkanını kuran okurken gördük.



Devletimiz her zaman yanımızda, desteklerini bu güne kadar hiç esirgemediler. Ayrıca AK Parti Sarıyer İlçe Başkanımız Salih Bayraktar ve ekibine de ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bizlere olağanüstü destek verdiler, acımızı, acıları gördüler. Dostluklarından dolayı, en zor günümüzde bizi yalnız bırakmadıkları için onlara da çok teşekkür ediyorum. Duaları ile yanımızda olan, bize güç veren tüm halkımızdan Allah razı olsun. Allah devletimize zeval vermesin. Son olarak, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.