Sarıyer Yenigün, Sarıyer'in Gerçek Tarafsız Gazetesi - YÜZYILIN EN BÜYÜK TEHLİKESİ KURAKLIK VE SUSUZLUK
Ali Rıza Zaman ile Sarıyer’i Konuştuk
Muhtar Sinan Yüksel: Halkın Sabrı Kalmadı
Göçük Altında Kalan İşçi Kurtarıldı

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

YÜZYILIN EN BÜYÜK TEHLİKESİ KURAKLIK VE SUSUZLUK

YÜZYILIN EN BÜYÜK TEHLİKESİ KURAKLIK VE SUSUZLUK
Kuraklık ve susuzluk tehlikesine karşı gerekli tedbirlerin alınarak uygulanmaya başlanılması kamu yönetimlerinin öncelikli bir sorunu olmuştur.
25.07.2014 / 15:30


Büyük harflerle altını çizerek yazıyorum:

21. YÜZYILIN EN BÜYÜK TEHLİKESİ KURAKLIK VE SU­SUZLUKTUR!

Kuraklık ve susuzluk tehlikesine karşı gerekli tedbirlerin alınarak uygulanmaya başlanılması kamu yönetimlerinin öncelikli bir sorunu olmuştur.

DÜNYA ALARMDA TÜRKİYE POPULİZMLE GEÇİŞTİRİYOR!

Türkiye, son yılların en kurak yılını yaşıyor. Kış aylarında, yer altı sularını oluşturan karların yağma­ması, bahar ve yaz aylarının ise az yağışlı geçmesi, özellikle büyük şehirlerde birkaç ay içinde su sorun­larının yaşanabileceğinin sinyallerini veriyor. Zira İstanbul’da barajların doluluk oranı yüzde 20’lere düşer­ken, bu rakam aynı zamanda son 10 yılın en susuz yazının geçtiğinin de göstergesi.

Susuzlukla baş etmeye çalışan Türkiye’de bazı kentler, genellikle ABD’deki gibi su tüketimini kısmayı hedefleyen önlemleri almaya başladı. Buna örnek olarak Antalya, Bolu, Isparta gibi kentleri vermek müm­kün. Bu kentlerde bulunan bazı ilçe belediyeleri, şebeke suyundan bahçe sulamayı para cezasıyla yasakladı. Ancak büyükşehirlerde yaşanabile­cek olası sıkıntılar hâlâ sürüyor.

BARAJLARDA SU KALMADI

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ) verilerine göre geçen yıl Temmuz ayında barajlar­daki yüzde 74.71’lik doluluk oranı bu yılın aynı döneminde yüzde 20.92’ye düştü. Son 10 yılın Tem­muz ayı verilerine göre ise en kurak yazı yaşıyoruz. Su toplama alanı 619 kilometrekare olan ve İstanbul’daki su ihtiyacının önemli bir bölümünün karşılandığı Terkos’ta çok yağışın olduğu dönemlerde su miktarı 237 milyon metreküpe çıkabiliyor. Gölün ortalama yıllık su miktarı ise 196 milyon metreküp. Ancak şu anda yüzde 49.76 seviyelerinde su bulun­duğu belirtiliyor.

Öte yandan bu rakam Ömerli’de yüzde 11.7’ye, Sazlıdere’de yüzde 11.49’a, Elmalı’da yüzde 33.19’a düştü. Ankara ve İzmir, İstanbul’a göre biraz daha şanslı. Ankara’da bulunan Kurtboğazı Barajı yüz­de 65 doluluk oranına sahipken, Kavşakkaya’da oran yüzde 43, Eğrekkaya’da ise yüzde 35 civa­rında. İzmir’de de durum aynı; Tahtalı’da yüzde 56.68, Balçova’da yüzde 45.87, Ürkmez’de yüzde 60.21, Gördes’te yüzde 15.99 dolu­luk oranı bulunuyor.

ACÎL EYLEM PLANI ÖNERİ­MİZ

Hızla gelişen teknolojiler içinde birçok maddenin yerine konulabi­lecek yeni ürünler ortaya çıkıyor. “Sürdürülebilir-Yenilenebilir Ener­ji” konusunda yeni kaynaklar, yeni buluşlar (inovasyonlar) gündeme geliyor. Ancak suyun yerine geçecek bir madde bulun(a)mamaktadır. Bu nedenle, strateji uzmanları, gelecek­te ülkeler arasındaki rekabetin ve savaşların suya dayalı, yani temiz su kaynaklarının sahipliği nedeniyle olacağını öngörüyor.

Su konusunu Cumhurbaşkanı adaylarının vizyonlarında göremesek de, 2020 yılında gelişmiş ülkelerde su miktarının kişi başına 10 bin met­reküp olacağı tahmin edilmektedir. Türkiye’de günümüzde 1830 metre­küp olan bu rakam, 20 yıl sonra 980 metreküpe gerileyecektir. Yapılan araştırmalarda kişi başına yılda bin metre küpün altında su düşen ülkeler “su fakiri ülkelerdir’’ olarak nitelen­diriliyor. Çarpıcı bir gerçek önümüz­de duruyor:

Türkiye hızla SU FAKİRİ bir ülke olmaktadır...

Türkiye’de ve dünyada nüfus artış hızı ve kentleşme nedeniyle tüketim ürkütücü biçimde artmakta. UNESCO’nun raporuna göre, 2050 yılında dünya nüfusunun üçte ikisi ciddi su sıkıntısı ile karşı karşıya kalacak. Bu nedenle, Türkiye olarak bugünden tedbirimizi almak zorun­dayız. Türkiye’de su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması artık erozyondan da önemli hale gelmiştir. Şunu artık iyice beynimize kaydedelim:

VATANIN SADECE TOPRAĞI DEĞİL, SUYU DA KUTSALDIR...

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan ve kamu­oyuna açıklanan raporda, gelişmekte olan ülkelerde 1 milyar kişinin temiz sudan yoksun olduğu, her yıl 10 milyon kişinin ölümüne neden olan hastalıkların % 80’lik bölümünün de sudan kaynaklandığı bildirilmiş, aynı raporda dünyada halen 80 ülkede su sıkıntısı çekildiği, nüfusun yüzde 40’ının susuzluktan etkilendiği kay­dedilmişti.

ÖNERDİĞİM ÖNLEMLER

Çeşitli platformlarda da dile geti­rilen ve alınması gereken önlemleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Ülkemizde su yönetiminden sorumlu 14 farklı kuruluş bulun­maktadır. Su yönetiminin sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için bu ku­rumlar tek çatı altında toplanmalıdır.

2. Tarımsal yapıyı iyileştirmek, toprak, su, biyolojik ve genetik zen­ginlikler gibi doğal üretim kaynak­larının korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılması için bir an evvel Ulusal Toprak ve Su Yasası hazırla­narak kanunlaşması sağlanmalıdır.

3. 167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu’nun günün ihtiyaçları­na cevap verecek şekilde yeniden düzenlenmeli ve kaçak yeraltı suyu kullanımları için sert önlemler geti­rilmelidir.

4. Hiç vakit yititilmeden Ulusal Su Konseyi kurulmalıdır.

5. Mevcut ya da giderek daha çok yaşanacak kuraklığın sürekli olarak izlenmesi için de İnceleme ve Uyarı Merkezleri kurulmalıdır.

6. Ülkemizin gelecekte karşı karşı­ya kalacağı kuraklık tehlikesine karşı Anadolu’daki topraklara daha fazla yağmur düşmesi için, tarım arazileri ekilip biçilmeli ve çölleşmeye karşı tüm Türkiye yeşillendirilmelidir.

7. Su tüketimi en fazla tarım sek­töründe gerçekleştirildiğinden, tarım­sal sulamanın % 88’i “salma sulama” yöntemiyle yapılmaktadır. “Vahşi Sulama” olarak da adlandırılan sal­ma sulama yönteminin önlenmesiyle her yıl yaklaşık % 60 oranında su ta­sarrufu sağlanacağı hesaplanıyor. Bu kapsamda yatırım programlarında su kayıplarını önleyecek ve suyun daha az tüketilmesini sağlayacak projele­re öncelik verilmelidir. Öte yandan tarımsal sulamada tasarruf sağlayıcı yeni teknolojilerin geliştirilmesinin ve uygulamasının teşvik edilmesi gerekmektedir.

8. Kullanılabilir su kaynakları­mızın tümünü kullanmaya yönelik havzalar arası su transferini öngören büyük projelere destek verilmelidir. Ülkemizdeki Su Havzaları “eşgü­dümlü (entegre) havza yönetimi” anlayışıyla yeniden planlanmalı ve mevcut havzalar su kirliliğine karşı korunmalıdır. Zira endüstrinin ürettiği zehirli ve ağır metaller içeren suların % 22’si arıtılmakta, % 78’i arıtılmadan doğrudan göl, akarsu ve denizlere ulaşmaktadır.

9. Su kaynaklarının geliştirilmesi­ne yönelik araştırmalara daha fazla kaynak ayrılmalı, meteorolojik ve hidrolojik değişikliklerin depolandığı veri bankaları kurulmalıdır.

10. Türkiye’nin gelecekte çok ciddi su sorunu ile karşı karşıya kalacağı düşüncesiyle bütün birey­lerin su kullanım alışkanlıklarını değiştirmesi ve bütün sektörlerde su tasarrufuna yönelik bilinç oluş­turulmalıdır. Bireylerin su tüketim alışkanlıkların değiştirilmesi için zorlayıcı bir tedbir olarak su fiyat­larının uzun vadede aşama aşama yükseltilmesi ve özellikle tarımsal sulamada bir bedel konulması iyi bir çözüm aracı olacaktır.

11. Büyükşehirlerin muhtemel su­suzluk problemlerine karşı şimdiden gerekli tedbirler alınmalıdır. Mevcut şehiriçi su şebekelerinde kaçak ve kayıp oranı % 40 gibi büyük bir ora­na ulaşmıştır. Sözkonusu su kaçak ve israfının önlenmesi için eskiyen şehiriçi şebeke su sistemlerinin ye­nilenmesine ilişkin yatırım projeleri desteklenmelidir.

12. Dünyada suya erişimin temel insan hakkı kabul edilmesi nede­niyle yeni bir ulusal sınır aşan sular politikası oluşturulmalıdır.

13. Manavgat Çayı Suyu Temin Projesi kapsamında günde 500 bin metreküp suyun tankerlere yükle­nerek denizyoluyla İsrail’e satışı konusunda çok dikkatli olunmalı ve uzun vadede ülkemizi bağlayıcı anlaşmalardan şiddetle kaçınılmalı­dır. (İsrail’in Gazze’ye yaptığı son saldırıların ardından kopma noktası­na gelen ilişkilere göre değerlendi­rilmelidir.)

Kuraklık ve susuzluk tehlikesine karşı İVEDİLİKLE gerekli tedbirler alınmalı ve süratle bir STRATEJİK PLANLAMA yapılmalıdır. Konu­nun DEVLET SU POLİTİKASI kapsamında ele alınması kadar SARIYER BELEDİYESİ tarafından “bölgesel, bilimsel bir plana” bağ­lanması da yaşamsal önem taşımak­tadır . Belediye Başkanımız Sayın Şükrü Genç’in değerlendirmesine sunarım.

 


YORUMLAR
Bilgin Yorumcu: 
"Evlerinde su deposu olanlar kendini şanslı sayabilirler"
Sanırım 3 haftaya kalmaz su kesintileri başlar. Bu durumda evlerinde su deposu olanlar kendini şanslı sayabilirler.
28.07.2014 / 11:46